Kanun müzik aleti nin tarihçesi

Mobilya branşı - bölümü ile alakalı her şeyi bulabilirsiniz..

Moderatör: Alıntı

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Alıntı
Mesajlar: 842
Kayıt: 15 Kas 2016, 08:23

Kanun müzik aleti nin tarihçesi

Mesaj: # 3482Mesaj Alıntı
27 Mar 2022, 15:48

Kanun’un Farab kasabasında doğan (870-950) zamanının büyük filozofu ve musiki bilgini olarak tanınan ve aslen Türk olan Ebu Nasır Muhammed Bin Turhan Bin Uzluğ-u Farabi’nin icat ettiğini bazı kaynaklar yazmaktadır. Kanun sazının başlangıçta bugünkü şekilde olmadığı, zamanla bu şekle geldiği yine kaynakların incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Abdülkadir Meragi (1360-1435), çalgının bulucusu olarak Eflatun’u gösterirse de bilgi vermez. Prof. Osman Turan, “Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti” adlı eserinde, İbn Halligan’ın “Vefeyatül Ayan” adlı eserinin 2 inci cildinin 122 inci sayfasından naklen, bu sazın Farabi’nin buluşu olduğunu yazmakta ve aynı zamanda ilkel şekli hakkında açıklama yapmaktadır.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde, kanunun Ali Şah adında bir zat tarafından icat edildiğini yazarsa da hakkında bilgi verilmemektedir.
İbn Sina (ölm.1037) ile İbn Ziya (ölm.1048) , bir yüzey üzerine gerilmiş çeşitli uzunluktaki teller hakkında da bilgi verirler.
Abdülkadir Meragi “Cami ül Elhan”da ve Emir Bin Hıdır Mali “Kenz-üt Tuhaf” da şöyle anlatırlar:
“Çalgının, benzeri olmayan 9 cm kalınlıktaki, şibih münharif (yamuk benzeri) şeklindeki gövdesi asma kütüğü veya erik ağacından mamüldü. Üst ve alt kenarlarının uzunluğu 81 cm ve 40,5 cm idi. Meyilli kenarının uzunluğu ise 74,25 cm idi. 64 telli (Meragalı’da: 72 ) olup bunlar üçer üçer sıralanmıştır.”
Corci Zeydan “Medeniyet-i İslamiye Tarihi” adlı eserinde, Farabi’ye ait şu bilgiyi vermektedir:
“Araplar kanun sazı gibi doğrudan doğruya icat ettikleri musiki sazlarından başka, diğer devletlerden aldıkları sazları ve bilgiyi de ilerletmişlerdir. Yukarıda adı geçen kanun sazını bu şekilde ilk düzenleyen Hakim-i Şehir Ebu Nasır Farabi idi. Bu saz hala bu şekilde kullanılmaktadır.”
11. yüzyılda çalınan bu çalgı, Arablar tarafından İspanya’ya ve oradan da Avrupa’ya götürüldüğü gibi Hindistan’a kadar da yayıldı, Al Şakundi (ölm. 1231) kanunu İşbiliye’de yapılan Endülüs çalgıları arasında göstererek özellikle İspanya’da gözde olduğunu belirtir.
Kanun benzeri bir çalgı da eskiden Asya Türklerinin dizler üzerine yatırarak çaldıkları “Yatağan”dır. 12. yüzyılda Arablar yoluyla Avrupa’ya tanıtılmıştır.
Diğer bir çalgı da 13. yüzyılda Urmiye’li Safiyüddin Abdülmümin’in bulduğu “NÜZHE”dir.
Fatih zamanında (1451-1512) Abdülaziz Çelebi tarafından yazılan” Nekavet ül Edvar” adlı kitabın telli çalgılar bölümünde kanun’da anılır. Yine aynı dönemde sarayda Kanuni İshak adında bir çalgıcının bulunduğu bilinmektedir.
II.Bayezid (1458-1512) zamanında yaşamış ve sarayın fasıllarına katılmış olan kanuni Şadi, kanuni Muharrem, kanuni Muhyiddin, Yavuz S. Selim’in (1512-1566) Tebriz seferinden dönerken getirdiği Şah Meran, kanuni Şeyh Murad, III.Murad’ın (1574-1595) sarayında bulunan kanuni Sinan yüzyılın kanun çalarlarıdır.
1524 yılında İstanbul’da ölen şair Revani, “İşretname”sinde sözlerini ettiği çalgılar arasında kanun da vardır.
1582 şenliği üzerine bir Surname yazmış olan tarihçi Gelibolu’lu Ali, 16.yüzyıl musikisi üzerine verdiği bilgilerde kanundan bahseder.
III.Murad’ın (1574-1595) muhasibi olan Amasya’lı Ahmet oğlu Şükrullah, Safiyüddin bin Abdülmümin’in “Kitab ül Edvar”ını Farsça’dan Türkçe’ye çevirmiştir. Bu eserde 14 ve 15 inci yüzyıllarda kanun sazından bahsedilmektedir.
I. Mahmut’tan (1730-1754) sonra çeyrek yüzyıl saraydaki müzik hareketleri önemli ölçüde yavaşlamıştır. Rauf Yekta Bey’de, Türk musikisinin en parlak devri olan III. Selim zamanında bu çalgıyı çalana rastlanmadığını belirtir.
II.Mahmut zamanında bu çalgı Şam’dan gelen Kanuni Ömer Ef. sayesinde tekrar gözde olmuştur.
Yukarıda görüldüğü gibi yazarların çoğu Farabi’yi arab zannetmektedirler. Kanunun Arabistan ve diğer Müslüman ülkelerinde fazla rağbet görmesi onu arabların icat ettiği zannına neden olmaktadır. Jules Ruanet’in en eski kanunun Magrib’de yani kuzey Afrika’nın batısında bulunduğu iddiası sırf bu nedendendir.
Prof. Osman Turan, “Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti” adlı eserinde, İbn Halligan’ın “Vefeyat ül Ayan” adlı eserinden naklen bu sazın Farabi’nin buluşu olduğunu yazmakta ve aynı samanda ilkel şekli hakkında şu açıklamayı yapmaktadır:
“Pianonun ilk şekli sayılan kanun, Farabi’nin icadı idi. İbn Hallegan’ın rivayetine göre Şam’da Seyfüddevle’nin huzuruma daima olduğu gibi Türk kıyafeti ile çok mağrur olarak girer. Hazır bulunanlar bu davranışını garip karşılarlardı. Seyfüddevle kendisine musiki bilip bilmediğini sorar. Farabi konuşmaya başladığında, herkes hiç bilmedikleri bilgi ve hakikatleri duyunca hayrette kalır. Daha sonra ortaya çıkardığı musiki makinasını kurar, meclistekiler, gülmeye başlar, sazını söküp başka tarzda tekrar kurar, bu sefer herkes ağlar ve bu işlemi bir kere daha yapınca herkes uyurmuş.”
Rauf Yekta Bey, “Milli Tedebbular” mecmuasında, kanunun zerdali ağacından yapıldığını ve 54 telli olduğunu yazar. Ali Rıfat Bey “Türk Tarihinin ana hatları” eserinde şu bilgiyi vermektedir:
“Arap musikisinde ud derecesinde rağbette olan ve Arabistan’ın her yerinde çok yayılmış olan bir çalgı da, Kanun’dur. Kanun, beher üç telli unison (=birlik) düzeninde olmak üzere 25 perdeden ibarettir. Yarım asır öncesine kadar kanun icra edilecek herhangi bir makamın arızalarına göre akord edilirdi. Modülasyon (geçki) gerektiği zaman sol elli başparmağı icap eden telin üzerine basılarak o telin boyu lüzumlu derecede kısaltılır ve istenilen notanın sesi çıkartılırdı. l9. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Türklerce, mandal (pedal) denilen ufak madeni basamakların kullanılması ile kanun düzeltilmiş ve makineli kanun ismi verilen bu tarz Arabistan ile Mısır’ da benimsenmiş ve kullanılmıştır.”
Rauf Yekta Bey ise, çalım güçlüğüne işaret ederek “Bundan otuz sene evvel (1913), her telin altına iki veya üç madeni parça konulması düşünüldü. Böylece kolayca kaldırılan veya indirilen bu mandallarla istenilen sesin tizliği veya pestliği elde edilmektedir.” demektedir. Buna göre mandal düzeneği ilk kez 1870 ile 1880 seneleri arasında Türklerce kullanılmaya başlanmıştır denilebilir.
Mandal tertibatının bizdeki kullanılışı bir asır evveline kadar gitmektedir. Napolyon Bonapart’ın 1792 deki Mısır seferi esnasında ordusunda bulunan Villetau adlı bir subay, şark sazlarını inceleyerek büyük bilgi vermiştir. “Des İnstrument de Musique Desainteaux” da kanun sazında mandala benzeyen “Sillet” adı verilen akordu değiştiren madeni parçalardan bahsetmektedir. Jules Ruanet, Lavingac “Encyclopedia de la Musique” adlı eserinin Arap musikisi bölümünde bu konuyu tekrarlayarak -Sille- şeklini vermektedir. Bu durumdan anlaşılıyor ki Mısır’da l8 inci yüzyılın son yansında kanun sazında mandal tertibatı bulunmaktadır. Kanuni Hacı Arif Bey ve oğlu bestekar Zeki Arif Ataergin kanunu mandalsız çalarlardı.
Çalgıya deri bölmenin ne zaman eklendiği konusunda açıkça bilgi veren bir kaynağa rastlanmamaktadır. Kemanı Hızır Ağa 1749 yılında yazdığı kitabında renkli olarak resim verir. Ancak fazla açıklama yapmaz. Kitaptaki resimde, deri bölümünün olduğu görülmektedir
Resim

Cevapla