Bambu ağacının tarihteki yeri ve kullanım alanları

Mobilya branşı - bölümü ile alakalı her şeyi bulabilirsiniz..

Moderatör: Alıntı

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Alıntı
Mesajlar: 842
Kayıt: 15 Kas 2016, 08:23

Bambu ağacının tarihteki yeri ve kullanım alanları

Mesaj: # 3529Mesaj Alıntı
28 Mar 2022, 08:08

M.Ö. 400 yıllarında Hindistan’da yazılmış olan yazıtlarda bambudan bahsedilmektedir. M.Ö. 400’lü yıllarda Sal yapımında ve yüklemede yardımcı araç olarak kullanılmıştır. İsminin nereden geldiği tam olarak bilinmemekle beraber, bir varsayıma göre Malaya dilinde “rüşvet verme “ anlamına gelen “samambu” dan geldiği söylenmektedir. Dev cüssesi ve güzel görüntüsüyle birçok milleti etkilemiştir. Bu milletler bambular öldüklerinde tören düzenlerler ve bambular çiçek açtıklarında o yılın bereketli geçeceğine inanırlarmış.
Bambular hakkında günümüze ulaşmış ilk yazılı kitaplar ise Jeromo Bock’un 1552’de yazdığı Hindistan’ da yetişen bitkiler ve Plint’in şifalı bitkiler adlı kitaplardır. Bu kitaplarda ilk yabani bambu türünün alüvyonlu nehir kenarlarında gelişip çoğaldıkları görülmüştür.
Saplarının hafif ve dayanıklı olması nedeniyle yapı iskelesi, gemi direği, sepet, balık oltası kamışı, mızrak sapı, ok, yay, su kemeri, kürek, merdiven, sal, kova, yayık, boru, tütün içimi için ağızlık, hasır işleri, iplik, gemi halatı, çatı kirişi, seyahat araçları, kuş kafesleri, vantilatör, baston, şemsiye yapımında kullanılmıştır.
Bambu kamışları yumuşak ve tatlı bir ses verdiği için üflemeli çalgı olarak müzikte kullanılmaktadır. Esnek ve dayanıklı yapısı nedeniyle yüksek atlama çubuğu olarak sporda da kullanılmıştır. Çin ve Japonya’da bütün evleri bambudan olan köyler bulunmaktadır [3].
Bambu ağacının yapısının incelenmesi
Bambular da bütün bitkiler gibi kök, gövde ve yapraklar olmak üzere üç kısımdan oluşur.
1-Kök yapısı
Kök bambunun toprağa bağlanmasına ve büyümesi için gerekli besin maddelerini almasına yarayan toprak altındaki bölümdür. Kökün dibine toprağa giren kısmına ana kök, bunun üzerine çıkan ve yanlara doğru yayılanlara yan kökler denir. Bu toprak altı gövdelerine (kök – sap) RHİZOME adı verilir .
Bu toprak altı gövdeleri genç gözelerle beslenir ve böylece uzarlar. Bambuların kökleri çok güçlü bir yapıya sahiptir. 15 cm’den başlayan bu dallar 80 m uzunluğa kadar ulaşmaktadırlar. Bu kökler toprakta mümkün olduğu kadar derine inerler ve böylece yeni besinlere ulaşırlar. Doğa şartlarına da dayanımları artmış olur.
Derinlemesine toprağa giren bu dalların, üzerindeki emici tüyler vasıtasıyla demir, fosfor, hidrojen, oksijen, potasyum, kalsiyum, silisyum ve kireç eriyiğini yan köklerden ana köke ve oradan da gövdeye iletir. Bu emici tüyler sadece bitkiye yararlı eriyik madensel tuzları emerler.
Bu toprak altı gövdeleri toprak altında paralel şekilde uzarlarken ana bitkiden ayrı olan genç bitkileri meydana getirecek olan sürgünler verirler. Kök-sap boğumlarında sürgün veren bu genç bitkiler sayesinde çoğalma gerçekleşmiş olur. Bu kolay çoğalma ile çok sık koloniler meydana getirirler
Bambuların gövdelerinin toprakla birleştiği yerden sürgünler çıkmaktadır. Bu sürgünler toprak üzerinde etrafa doğru uzanırlar. Bu sürgünlere sülük adı verilir. Bunlar da kök-sap gibi boğumludur ve üzerlerinde yaprak kalıntıları bulunur. Gerçek kök-sap gerekse sülük boğumlarının altından kök salarlar. Kök-sap ile sülük arasında yapı bakımından pek fazla bir fark yoktur. Kök-sap toprak altında teşekkül eder, renksizdir; sülük ise toprak yüzünde teşekkül eder ve yeşil renktedir.
Bambunun oluşturduğu sülükler, toprak üzerinde yayılıp gelişerek başka bitkilerin yaşamasına izin vermeyecek kadar yoğun bir örtü oluştururlar. Toprak altı köklerinden örnek alınıp bakıldığında çok sert ve çok karmaşık bir şekli olduğu görülür. Bu kök-sapların parçalarının her birinin boynu ince ve gövdesi biraz iridir. Bu parçalar birbirine bağlı durumdadır.
Rhizome parçalarının çapı 1-1,5 cm , dal görünümündeki kısımlarının çapı ise 3 cm’ ye kadar çıkar. Parçalar da kendi içlerinde bağımsızdırlar [1].
2-Gövde yapısı
Dal ve yaprakları taşıyan bölümdür. Bambular yuvarlak bir gövde yapısına sahiptir. Gövde köklerden gelen ham besi suyunu dallara ve oradan da yapraklara ulaştırır. Yapraklarda işlenerek elverişli duruma getirilmiş besi suyunu geri alarak, sürekli bir uzama içinde bulunur.
Gövdenin tamamı dağınık damar demetlerinden oluşur. Gövdenin dışı bu dokuları koruyucu nitelikte olan kalın bir kabukla örtülmüştür. Gövde, boyun ve boğum aralarından ibarettir
Gövde üst kısımlarının kendini yenileyebilme kabiliyeti vardır. Gövde boyları ise 30-45 m civarındadır.
3-Taç Yapısı
Gövdeden ayrılan ve zamanla gövde ile aynı özelliği taşıyan yan kollara dal adı verilir. Bambuda dallar gövdenin yüksek yerlerine çıkar.
Yapraklar ise ağacın solunum organlarıdır. Bir yaprağın dış görünüşü incelendiğinde daldan çıkan bir sap uzantısının uç kısma doğru incelerek orta (ana) damarı, orta damardan yanlara doğru çıkan damarların yan damarları ve bunların da ayrılarak damarcıkları meydana getirdiği görülür .
Bir yaprakta damar örgüsü yeşil renkli ince bir zarla kaplanmıştır. Buna yaprak ayası denir.
Bambuların şeritsi yaprakları ve bu yapraklarında sapları vardır. Yapraklar büyük bir kılıcı andırır ve ucu sivri bir şekilde biter. Dallar da sağlı sollu olarak sıralanmışlardır. Yapraklar kolayca kopabilme özelliğine sahiptirler. Dal üzerindeki durumuna göre tekil yapraklılar grubundan, damar ve kenar biçimine göre paralel damarlılar grubundandır. Yapraklar gövdeden ayrılarak gövdeyi çıplak bırakırlar. Sadece üst bölümlerindeki dallarda yapraklar vardır. Yapraklar kademeli olarak döküldüğü için surel yapraklar grubuna girerler .
Bambu türlerinin çoğu ancak yıllarca büyüyüp üredikten sonra çiçek açarlar. Bazıları ise hiç çiçeklenmeden kururlar. Çiçek açan bir bambu için kuruma yaklaşmış demektir.
Resim

Cevapla